Cengiz Han'ın Liderlik Sırları




Cengiz Hanın liderlik becerileri sadakat kavramı etrafında şekillenir. Kaynaklara göre politik ve askeri hiyerarşisine bağlanabilecek yetenek ve istekte kişileri ordusuna katıyor, arka çıkıyor, onlara zarar verdirmiyormuş.

İsmi anıldığında kalplere korku salan bir imparatorluk; Moğollar ve bu imparatorluğun acımasızlığıyla nam salmış, yürekleri ağızlara getiren kurucusu; Cengiz Han… Çin’den Avrupa’ya, Tibet’ten İran’a uzanarak, tarihin şahit olduğu en geniş imparatorluk sınırlarına ulaşan Moğolların lideri Cengiz Han’ın atının üzerindeki heybetli duruşu, acımasız bakışları pek de hayra yorulamamış yıllardır ve çok şey dillendirilmiş arkasından. Ölünün ardından kötü söylenmez ama Cengiz Han’la birlikte bu kuralın 800 yıldır ihlal edilişi bize cesaret vermiş olsa gerek, sözü sakınmamakta pek sakınca görmedik önce. Ancak 13. yüzyıl Asya’sının üzerine çöken bu korku ve dehşet bulutu hükümdardan daha masum olduğumuza delil yetersizliğinden inandıramayınca kendimizi, iyiye kötüye el sürmeyen bir yazıda karar kıldık.
Avuçtaki Kan Pıhtısı Neyin Habercisi?
Moğol oymak beylerinden Bahadır’ın oğlu olan Cengiz Han’ın asıl adı Temuçin. Temuçin 1167 yılında gözlerini dünyaya açmış açmasına ama doğduğunda bir eli yumruk halinde sımsıkı kapalıymış. Güçlükle açıp baktıklarında bir kan pıhtısıyla karşılaşanlar da “Bu çocuk büyük cihangir olacak, kan buna işarettir.” demişler. Temuçin 12 yaşındayken babasının öldürülmesi üzerine kabile dağılma noktasına gelmiş; ancak annesi Ulun Hatun, oğlu büyüyene kadar yönetimi eline almış ve oymağın birliğini muhafaza etmeyi başarmış. Cengiz Han’ın benzersiz liderlik ve komuta etme yeteneğinin bu yaşlarda şekillenmeye başladığı söylenir. Moğolları tek bir devlet altında toplama gayesiyle hayatı savaş meydanlarında geçmiş Cengiz Han’ın. Uzun mücadelelerden sonra tüm Moğol kabilelerine önderliğini ve hakimiyetini kabul ettirmiş. Dönemin en güçlü devletlerinden Çin’i ve Harzemşahları bozguna uğratan Cengiz Han’a, 1206 yılında Moğolistan’ın tek gücü haline gelince Onon Irmağı kıyısında tüm kabilelerden temsilcilerin katıldığı kurultayda Kağan unvanı verilmiş. Cengiz sanının da aynı dönemde verildiği sanılıyor. İşte bu tarihten sonra artık bir kabile lideri değil, tarihin o güne dek gördüğü en geniş sınırlara sahip imparatorluğunun hakanı olmuş. Öyle ki, fethettiği toprakların Büyük İskender’in ele geçirdiklerinin neredeyse 4 katı büyüklüğünde olduğu bilinir. Pek çok göçebe Moğol kabilesini bir araya getirerek böylesi geniş sınırlara ulaşan bir imparatorluk kuran Cengiz Han’ın çağdaşlarına fark attıracak kimi özel yeteneklerle donanmış olduğunu kabul etmek gerek. Kimilerinin lanet yağdırdığı bu lider, onlar için toprak fethetme sevdasının ağına düşmüş bir barbardan başkası değilken, diğerleri için çağında görülmemiş bir organize ve disipline etme yeteneğine sahip benzersiz bir devlet adamı. Moğolların hem en çok sevdiği, hem de en çok korktuğu hükümdarları Cengiz Han’a aksi kutuplardan yapılan yakıştırmalar şöyle:
Bir Kahraman Olarak Cengiz Han: Moğollar, yaşadıkları bölgenin sert iklimi nedeniyle, hayatlarını oldukça zor şartlarda sürdürüyorlarmış. Kuzey’de Sibirya’nın etkisiyle kışları oldukça sert ve soğuk geçerken, güneydeki Gobi Çölü oldukça kavurucu ve kurak yazlara mahkum ediyormuş onları. Bu nedenle göçebe olan ve kabileler halinde yaşayan Moğolların evleri kıl çadırlar, yaşam alanları da mevsimsel şartlara göre değişen Asya bozkırlarıymış. Hareketlerini kısıtladığı için yanlarında oldukça az miktarda yiyecek stoğu taşıyabilen Moğol kabilelerinin, yiyecekleri tükendiğinde kan dökülmemesi şartıyla diğer kabilelere saldırdıkları oluyormuş. Bu güç şartlarda yaşam mücadelesi veren ve birlik halinde hareket etme yeteneğinden yoksun Moğolları tek bir çatı altında toplamayı başaran Cengiz Han, Moğolların gözünde kabile savaşlarına son veren, onları ortak bir amaç etrafında toplayarak sosyal, ekonomik ve politik bir birliğin kurulmasına ön ayak olan bir kahraman kurtarıcıdır.
Bir Cani Olarak Cengiz Han: Cengiz Han’a yapılan kötü yakıştırmalara fetihleri süresince sorumlu tutulduğu kıyımlar ve kültürel hazinelerin yerle bir edilişi sebep olarak gösterilebilir. Bunun yanında Cengiz Han’ın Asya topraklarında dur durak bilmez ve sistematik ilerleyişi, birçok halkı yerinden edişi, kullandığı ileri savaş teknikleri pek çoklarının gözünde gaddar ve cani bir adam portresinin oluşması için yeter de artar bile.
Orta Yolun Yolcusu Olarak Cengiz Han: Cengiz Han hakkında Orta Doğu’da ikili görüşler hâkim. Bağdat’ı fetheden ordular şehri yağma etmişler; ancak bu arada pek çok Moğol da Müslüman olunca Cengiz Han’ın saldırısını iyiye yoranlar çıkmış. Günümüz Çin’inde de Cengiz Han’a karşı kararsız duygular besleniyor. Çinli tarihçilere bakılırsa Cengiz Han ne nefret edilip kin duyulacak bir cani, ne de yere göre sığdırılamayacak bir kahraman. Çinliler Cengiz Han’ın topraklarında yarattığı yıkımı unutamasalar da, diğer taraftan, yaptıklarının ileride Çin’in kuzey ve güney olarak bölünmesini engellemiş olmasını hafifletici sebep olarak görüyorlar.
Cengiz Han’ın Liderlik Özellikleri
1. Cengiz Hanın liderlik becerileri sadakat kavramı etrafında şekillenir. Kaynaklara bakılırsa politik ve askeri hiyerarşisine bağlanabilecek yetenek ve istekte kişileri ordusuna katıyor, kendi liderlerine bağlılık gösteren kişilere -düşman ordudan bile olsalar- arka çıkıyor, onlara zarar vermekten kaçınıyormuş.
2. Cengiz Han’a göre yetenekli olan herkes yükselmek ve terfi etmek konusunda eşit haklara sahipmiş. Göçebe olarak yaşamış olmanın etkisiyle kişisel servete pek metelik vermez ve fetihler esnasında eline geçen değerli malları kendisiyle savaşanlara ve bağlılık gösterenlere dağıtırmış.
3. Orduyu tüm Moğol kabilelerinin üyelerinden oluşturmuş, bu da orduya belli bir kabilenin ya da zümrenin sadakatinden ziyade tüm Moğolların bağlılığını sağlamaya yarıyormuş.
4. Ülke topraklarını düzenli bir şekilde organize eden Cengiz Han, halkı uzun süredir hasret kaldıkları birlik, nizam ve güvenliğe kavuşturmuş. İddia edilenlere göre seyyahlar ve tüccarlar Cengiz Han’ın egemenliği altındaki topraklarda korku ve tehlikeden uzak, özgürce gezebiliyorlarmış.
5. Düşman askerlerini tek bir tercihle baş başa bırakmak üzere savaş meydanlarında yerini alırmış. Düşmanlar ya teslim olup esir düşmeli ya da ölmeyi göze almalılarmış. Diğer deyişle, karşı taraf için galibiyet gibi bir durum ihtimal dâhilinde değilmiş.
6. Sistemli bir şekilde disiplini sağlaması, asi gelenleri gözlerinin yaşına bakmaksızın şiddetli cezaya çarptırması; öte yandan yetenekli, sadık ve başarılı kişileri ödüllendirmesi, Cengiz Han’ın kendi sanıyla birlikte kurduğu imparatorluğun sınırlarının da büyümesini sağlamış.
Cengiz Han’ın Getirdiği Yenilikler
· Geniş sınırlara yayılan Moğol İmparatorluğu, Rusya ve Çin gibi Asya ülkelerinin kültürlerini derinden etkilemiş. Kontrol altına aldığı her bölgede aristokrasiye son veren Cengiz Han, üstün zekalı ve kabiliyetli kişilerin yönetime geldiği bir idare biçimini (meritrokrasi) benimsedi.
· Büyük bir posta sistemi kurdu.
· Abaküs ve pusulanın Asya’da yaygınlaşmasını sağladı.
· Evrensel bir alfabenin yayılması için çalıştı. Okur-yazar olmadığına dair genel bir kanı yaygınken, son bulunan Çin ve Moğol kaynakları Cengiz Han’ın oldukça kültürlü bir adam olduğunu gösteriyor. Cengiz’e ait olduğu kanıtlanan eski bir el yazısının içeriğine bakılırsa, Cengiz Han Tao vaaz metinlerinin bile okuyabiliyormuş.
· Moğol İmparatorluğu’nun İpek Yolu’nu yeniden inşası çalışmalarında sağladığı politik istikrar Çin, Orta Doğu ve Avrupa arasında seyahat ve ticaretin gelişmesine olanak verdi.
· İşkenceyi yasaklayan Cengiz Han, öğretmenleri ve doktorları vergiden muaf tuttu.
· Hâkimiyeti altında bulunan kişilere din özgürlüğü tanıdı.
· Koyduğu kuralları Moğolca bir yasa kitabıyla metinleştirdi.
· Asya’da tek ve büyük bir devletin egemen olmasıyla iktisadi yaşamda önemli değişiklikler meydana geldi. Ülkeler arasında sınırlar ve gümrükler ortadan kalkarken, Asya’nın genelinde ticaret önemli ölçüde canlandı.
· Cengiz, Şaman inancına sahip olmakla birlikte, siyasal olarak İslam ülkelerine yakınlaşmasıyla pek çok Moğol İslamiyet’i kabul etti. Böylece Asya’daki dinler mücadelesinde hatırı sayılır bir rol üstlenmiş oldu.


Cengiz’in Asya Fatihi Ordusu
· Cengiz’in ordusu onluk sistem ve hareketli birliklere dayanıyordu. Onlara, yüzlere, binlere ve on binlere (tümenlere) ayrılan orduda tümenler birbirlerinden bağımsız olarak hareket etme hakkına sahipti.
· Hiç kimse ait olduğu birlikten başka bir birliğe geçemezdi. Bu emre riayet etmeyenler idam edilme ya da zincire vurulma gibi cezalara çarptırılırlardı.
· Askerler savaş sırasında ihtiyaç duyacakları alet ve araçları temin etmekle yükümlüydüler. Yanlarında getirdikleri, yüksek rütbeli kumandanlar tarafından kontrol edilirdi.
· Her askerin birden fazla atı bulunur ve atların yorulmaması için de savaş sırasında değiştirilerek kullanılırdı.
· Cengiz generallere kendi yetkileri verir, bunlar önde düşmana saldırırken, asıl birlikler ileri teknolojinin kullanıldığı silahlarla geride beklerlerdi.
· Standart bir hücum taktiği olarak atış toplarının yapımında çeşitli kimyasal maddeler ve sülfür kullanan Cengiz, böylelikle kuşatılan şehrin duvarlarına atılan bu topların, özellikle sülfürün etkisiyle büyük bir duman oluşturmasını sağlıyordu. Bu yöntem duman altında kalan şehirde, zahmetsiz bir şekilde kundaklanma olduğu hissi yaratmak için bire birdi.
· Ordunun toplanması için emir çıktığında askerlik çağında olan erkekler hemen gösterilen yere gelmek zorundaydılar.
· Orduda oldukça sıkı bir disiplin göze çarpıyordu. Suç işleyen tüm askerler rütbesi ne olursa olsun cezalandırılırlardı.
· Savaşta askerler yarı aç bırakılırdı. Çünkü tok olan askerin savaşta verimli olamayacağı inancı hakimdi.
· Savaşta elde dilen ganimetler askerler arasında eşit şekilde taksim edilirdi.

Buğra Öner Kocukeli

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder